OMÜ’de Millî Egemenlik Paneli: “TBMM, Türk demokrasisinin temel taşıdır”

Basın Yayın Gökçen Arslan 22 Nisan 2026, Çarşamba - 16:43 Güncelleme: 24 Nisan 2026, Cuma - 18:14
Dinlemek için tıklayınızDİNLE

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde (AKM); Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulamaları Merkezi ile Tarih Topluluğu iş birliğinde “TBMM’nin Açılışı ve Türk Demokrasi Tarihindeki Yeri” başlıklı panel gerçekleştirildi. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlenen panelde, TBMM’nin açılış süreci ve Türk demokrasi tarihindeki belirleyici rolü ele alındı.

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulamaları Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Murzioğlu moderatörlüğünde gerçekleşen panel, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Ali Somel ve Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölümü Öğr. Gör. Dr. Ercan Yalçın’ın konuşmalarıyla devam etti.

Devletin üç sacayağı: halk, toprak ve egemenlik

Bir devletin varlığı için halk ve toprak unsurlarının tek başına yeterli olmadığını belirten Öğr. Üyesi Dr. Ercan Yalçın: “Osmanlıyı da bu devlet teşekkülünü oluşturan önemli üç unsur vardı. Bu unsurlardan tabii ki ilki, bildiğiniz üzere insan yani halk, ahalidir. İkincisi olarak toprak, ülke, coğrafyadır. Bu ikisi bir araya geldiğinde bir devlet teşekkülünün oluşması mümkün mü? Ne yazık ki değil. Bunun için işte belki de çok büyük savaşların verildiği başka bir güç devreye girecektir ki o da irade; eskilerin deyimiyle salahiyet, güç, iktidar, erk. Roso’nun deyişiyle genel iradedir. Bizim deyişimizde hâkimiyet-i milliye ya da millî egemenlik.” dedi.

Demokrasi tarihini irade üzerinden okumak gerekir

Öğr. Üyesi Doç. Dr. Ali Somel ise “Ben mesela irade kavramını çok önemsiyorum. Tarihi yalnızca objektif, nesnel koşulların akışı olarak görebilirsiniz; böyle bir boyutu vardır. Ama bir de iradi boyutu vardır ve bu gerçekten belirleyicidir. Biz demokrasi tarihini bu toplumsal kurtuluş arayışı üzerinden okumaya çalışırsak ne görürüz? Kabaca birkaç fotoğraf gibi ifade edebiliriz: 19. yüzyılda mutlakiyetten ve derebeylikten kurtulma arayışı, 1908’de istibdattan kurtulma arayışı, 1920’lerde hem işgalden hem de saltanat ve hilafetten kurtulma süreci. Belki 1960’lara geldiğimizde ise eşitsizliklerden ve sömürüden kurtulma arayışını görürüz.” dedi.

Panel, dinleyicilerden gelen soruların yanıtlanmasının ardından sona erdi. Programın sonunda panelistlere katkılarından dolayı teşekkür belgesi takdim edilerek, günün anısına toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.